Türk Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim ve Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kamuoyunda uzun yıllardır organize suç dosyalarıyla anılan Sarallar ve Şahinler (mafyatik yapılar) temsilcilerini MHP Genel Merkezi’nde bir araya getirerek 20 yılı aşkın husumetin sona ermesine aracılık etti. MHP’nin iki grubu “ülkemizin iki kıymetli ailesi” olarak tanımlaması ise hukuk devleti açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi: Siyasetin görevi bu yapılar arasında arabuluculuk yapmak mı, yoksa devlet kurumlarının organize suçla mücadelesini güçlendirmek mi?
Erdoğan’ın en önemli siyasi ortağının makamında buluştular
Aşırı Türk milliyetçisi çizgideki MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’de yalnızca bir siyasi parti lideri konumunda değil. MHP, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP ile Cumhur İttifakı’nın iki temel siyasi aktöründen biri.
Erdoğan da Ocak 2026’daki AKP grup toplantısında MHP’yi açık biçimde “Cumhur İttifakı ortağımız” diye tanımladı. AKP ile MHP arasındaki ortaklık, seçim ittifakının ötesinde Meclis siyaseti ve iktidarın temel politikalarında yıllardır devam ediyor. Bu nedenle iki parti arasındaki ilişki, resmen koalisyon olarak adlandırılmasa da fiili bir iktidar ortaklığı görünümü taşıyor.
İşte bu siyasi konumdaki Bahçeli, 26 Eylül 2026’da Burhanettin Saral ile Sedat Şahin’i MHP Genel Merkezi’ndeki makamında bir araya getirdi.
Yaklaşık 22 yıldır husumet içinde oldukları belirtilen iki taraf el sıkıştı. Görüşmenin fotoğrafları MHP tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.
MHP’ye göre “ülkemizin iki kıymetli ailesi”
Buluşmanın en dikkat çekici taraflarından biri MHP’nin kullandığı ifadeydi.
MHP resmi açıklamasında, Sarallar ve Şahinler’i “ülkemizin iki kıymetli ailesi” olarak nitelendirdi ve görüşmeyi “tarihi bir kucaklaşma ve buluşma” olarak duyurdu.
Ancak Sarallar ve Şahinler isimleri Türkiye kamuoyunda yıllardır yalnızca iki “aile” olarak değil; organize suç soruşturmaları, operasyonlar, silahlı saldırılar, yağma ve cinayetlerle bağlantılı adli dosyalarda gündeme geldi.
Nitekim Türk devleti resmi haber ajansı Anadolu Ajansı’nın geçmiş haberlerinde her iki yapılanma da “organize suç örgütü” olarak tanımlandı.
2019 yılında İstanbul polisi, “Sarallar” olarak bilinen yapıya yönelik operasyonda aralarında Burhanettin Saral’ın da bulunduğu 21 kişiyi gözaltına aldı. Kamu yayıncısı TRT Haber de operasyonu “Sarallar suç örgütüne operasyon” başlığıyla duyurdu.
Bu nedenle MHP’nin yıllarca organize suç soruşturmalarıyla gündeme gelen iki yapıyı “ülkemizin iki kıymetli ailesi” şeklinde tanımlaması dikkat çekti.
Hukuk devletinde sınır nerede?
İki taraf arasındaki silahlı husumetin sona ermesi ve yeni ölümlerin önlenmesi kuşkusuz toplumsal açıdan olumlu bir sonuç.
Ancak tartışılması gereken başka bir mesele bulunuyor: Bu barışın siyasi iktidarın en güçlü ortaklarından birinin makamında gerçekleştirilmesi.
Hukuk devletinde organize suç iddialarıyla mücadele polis, savcılık ve bağımsız mahkemeler aracılığıyla yürütülür. Suç isnadı altındaki kişiler de diğer vatandaşlar gibi yargı önünde haklarını kullanır.
Bahçeli’nin girişimi bu nedenle bazı temel soruları beraberinde getiriyor:
Bir siyasi parti liderinin, organize suç soruşturmalarında isimleri yıllarca geçen gruplar arasında arabulucu konumuna gelmesi doğru mudur?
Böyle bir görüntü, bu yapılara toplum karşısında siyasi erişim ve meşruiyet kazandırabilir mi?
Başka suç gruplarında “siyasi bağlantıya sahip olmak güç ve koruma sağlar” algısı oluşturabilir mi?
Organize suçun toplumsal etkisi yalnızca işlenen suçlardan oluşmuyor. Korku, nüfuz ve dokunulmazlık algısı da bu gücün bir parçası. Bu nedenle suç dosyalarıyla ilişkilendirilen yapıların ülkenin en güçlü siyasi aktörleriyle aynı karede görünmesi ayrıca tartışılması gereken bir konu.
Cinayet, silah, uyuşturucu, para: Adli dosyalarda neler var?
İki tarafın geçmişine ilişkin kamuya açık soruşturma, iddianame ve haberlerden öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
2004 – Husumet başladı: Sarallar ve Şahinler arasındaki çatışmanın başlangıcı 2000’li yılların başına kadar götürülüyor. Sonraki yıllarda iki tarafla ilişkilendirilen çok sayıda silahlı saldırı adli dosyalara yansıdı.
2014 – Vedat Şahin öldürüldü: Sedat Şahin’in kardeşi Vedat Şahin, İstanbul Nişantaşı’nda düzenlenen silahlı saldırıda öldürüldü.
2016 – Büyük silah operasyonu: Sarallar ve Şahinler’e yönelik beş ilde gerçekleştirilen operasyonda 52 kişi gözaltına alındı. Adreslerde 27 ruhsatsız tabanca, sekiz tüfek, bir Uzi, susturucu, jammer, GPS cihazı ve çok sayıda mermi ele geçirildi.
Şüpheliler hakkında örgüt kurmak ve yönetmek, kasten öldürme, öldürmeye teşebbüs, yağma, tehdit ve yaralama gibi suçlamalarla işlem yapıldı.
2017 – Sedat Şahin’in çiftliğinde ağır silahlar: Sedat Şahin’in yakalandığı Beykoz’daki çiftlik evinde iki LAW silahı, dokuz Kalaşnikof, yaklaşık 20 tabanca ve çok miktarda mühimmat ele geçirildi.
2019 – Silah ve uyuşturucu: Şahinler’e yönelik başka bir operasyonda sekiz tabanca, beş av tüfeği ve mühimmatın yanı sıra 827 gram uyuşturucu madde ile uyuşturucu imalatında kullanıldığı belirtilen malzemeler ele geçirildi. Dosyada kasten öldürme, yağma, tehdit ve ruhsatsız silah dahil çok sayıda suç iddiası bulunuyordu.
2024 – Şahinler hakkında yeni dava: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Şahinler” olarak bilinen yapılanmaya ilişkin 59 sanıklı yeni bir dava açtı. İddianamede yağma, zorla senet imzalatma, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve ruhsatsız silah suçlamaları yer aldı.
Dosyada ayrıca hayali ticari işlemler ve inşaat projeleri üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiaları bulunuyor.
İddianamede dikkat çeken bir başka unsur ise örgütün yurt dışındaki bağlantısı. Savcılığa göre örgüt mensupları, yurt dışında bulunan Bahadır Şahin’in talimatları doğrultusunda hareket ediyordu.
2025 – Sarallar hakkında kara para iddianamesi: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Sarallar yapılanmasıyla bağlantılı 52 şüpheli hakkında “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan iddianame hazırladı.
Dosyada şirketler, taşınmazlar, araçlar ve yüksek tutarlı para transferleri incelendi. İddianamede milyonlarca liralık hesap hareketlerinin yanı sıra avro ve dolar üzerinden yüksek tutarlı transferlere dikkat çekildi.
Savcılık, bazı işlemlerin paranın kaynağını gizleme veya takibini zorlaştırma amacı taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.
2026 – Roketatar, anti-tank mühimmatı ve uyuşturucu yazışmaları: Bahçeli buluşmasından yalnızca haftalar önce Sarallar yapılanmasıyla bağlantılı olduğu belirtilen Yakup Kerem Saral’ın Sedat Şahin’e yönelik suikast hazırlığında bulunduğu iddiasıyla operasyon gerçekleştirildi.
Operasyonda bir roketatar, üç anti-tank roket mühimmatı, uzun namlulu ve otomatik silahlar ile çok sayıda mermi ele geçirildi.
Savcılık açıklamasına göre şüphelilerin dijital materyallerinde uyuşturucu fotoğrafları ve uyuşturucu ticaretine ilişkin yazışmalar da bulundu. Toplam 19 şüpheli tutuklandı.
Uluslararası bağlantılar da dosyalara girdi
Her iki yapılanmayla ilgili soruşturmalarda Türkiye dışına uzanan bağlantılar da bulunuyor.
2026’daki Sedat Şahin’e yönelik suikast soruşturmasında tutuklanan 19 kişinin yedisi İran vatandaşıydı.
Savcılığa göre firari Yakup Kerem Saral, saldırıyı gerçekleştirecek kişileri eylem sonrasında yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarmayı ve karşılığında yüksek miktarda ödeme yapmayı planlıyordu.
Yakup Kerem Saral hakkında daha önceden kırmızı bülten çıkarıldığı ve kendisinin yurt dışında firari olduğu da savcılık açıklamasında yer aldı.
Şahinler hakkındaki 2024 iddianamesinde ise örgüt mensuplarının yurt dışında bulunan Bahadır Şahin’den talimat aldığı ileri sürüldü.
Sarallar hakkındaki kara para soruşturmasında da döviz hesaplarındaki yüksek tutarlı uluslararası para hareketleri incelemeye alındı.
Bu bulgular, iki yapıyla ilgili bazı soruşturmaların yalnızca Türkiye sınırları içindeki suç iddialarıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Ancak her iddia mahkûmiyet anlamına gelmedi
Geçmişteki suç unsurlarına rağmen Sarallar ve Şahinler mensuplarının birlikte yargılandığı bir davada ise savcılık 2020 yılında ilginç bir şekilde örgütün varlığını kanıtlayacak yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle bazı sanıkların “örgüt yöneticiliği”, “örgüt üyeliği” ve “örgüte yardım” suçlamalarından beraatini talep etmişti.
Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral da aile buluşmasındaydı
Konunun Cumhurbaşkanlığına uzanan dikkat çekici bir başka boyutu daha bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral, Bahçeli’nin Ankara’daki buluşmasından hemen önce Trabzon’un Sürmene ilçesinde gerçekleştirilen büyük Saral ailesi buluşmasına katıldı. nBasına yansıyan bilgilere göre organizasyona yaklaşık 4 bin kişi katıldı. Ancak Oktay Saral ile Bahçeli’nin makamında bulunan Burhanettin Saral arasındaki kesin akrabalık derecesine ilişkin doğrulanmış kamuya açık bir kayıt bulunmuyor.
Oktay Saral buluşmanın ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişten aldığımız güçle geleceğe hep birlikte yürümeyi, kardeşliğimizi daha da güçlendirmeyi ve Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir anlayışla, ülkesel barışın, bölgesel huzurun ve birlik beraberliğin yanında durmayı konuştuk.
“Bizim en büyük gücümüz; farklılıklarımızı zenginlik bilerek aynı sofrada, aynı gönülde ve aynı Türkiye sevdasında buluşabilmemizdir” Organize suç soruşturmalarıyla yıllardır gündeme gelen Saral isminin yer aldığı bir aile buluşmasının ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı’nın “Türkiye sevdası” ve kardeşlik vurgusu yapması dikkat çekti.
Hukukçular ne diyor?
Bahçeli’nin girişiminin ardından doğrudan bu buluşmaya ilişkin hukukçulardan geniş çapta kamuoyuna yansıyan ortak bir değerlendirme bulunmuyor.
Ancak hukuk devleti açısından temel ayrım açık: İki tarafın özel olarak barışması, geçmişte işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin soruşturma ve yargılamaları ortadan kaldırmaz.
Bir husumetin sona ermesi yeni cinayetlerin önlenmesi açısından olumlu olabilir. Buna karşılık siyasi arabuluculuk ile organize suç iddialarıyla anılan yapılara siyasi meşruiyet görüntüsü kazandırılması arasında önemli bir sınır bulunuyor.
MHP’nin tarafları “ülkemizin iki kıymetli ailesi” olarak tanımlaması da bu tartışmayı daha görünür hale getiriyor.
Ortaya çıkan temel soru şu:
Devletin ve iktidar ortaklarının görevi suçla ilişkilendirilen yapıları barıştırmak mı, yoksa suç iddialarının bağımsız yargı önünde sonuna kadar araştırılmasını ve organize suçla etkili mücadeleyi sağlamak mı?
Şiddetin sona ermesi toplum açısından olumlu olabilir. Ancak hukuk devletinde barış, cezasızlık veya siyasi koruma anlamına gelemez.
Geçmişte işlendiği iddia edilen suçların hesabının sorulacağı yer siyasi parti genel merkezleri değil, bağımsız mahkemelerdir.
0 Comments